çanakkale savaşlarında yaşanan ilginç olaylar:

2012-02-08 12:55:06
"YETİŞ YA MUHAMMED! KİTABIMIZ ELDEN GİDİYOR"
Seddülbahir'de bizim karşımızda Fransız kıt'aları vardı. Bunlar arasında bilhassa Senegalliler bulunuyordu. Bunlar cidden harpçi ve cesur idiler. Bizim süngü ve kasaturalarımıza mukabil, onların satırları meşhurdu. Bu satır yaraları da cidden amansızdı. Ama onları da korkutan ve titreten bizim Mehmetçiklerimizin / Allah Allah / naraları ile süngü hücumları idi. Onu gören ve işiten bir Senegalliyi siperde tutmaya artık imkân ve ihtimal yoktu.
Birgün gene bir ölüm kalım harbine tutuşmuştuk. Düşman topçuları evvelâ siperlerimizi alt üst etti. Kesif düşman askerleri sel gibi hücuma kalktılar. Mukabelelerimiz fayda vermiyordu.
Düşmanı durduramıyorduk. Nihayet Senegalliler siperlerimizin bir kısmını işgal etti. Erlerimiz Kereviz dereye sığındılar.
Düşman için yol açılmıştı. Çünkü bundan sonra müdafaa hattı yoktu. Düşman Soğanlı dereye inecek ve tam Çanakkale'nin karşısında Boğaz'in en mühim bir mevkiini ele geçirmiş olacak, donanmasının yardımıyla bütün gayeleri olan İstanbul yolu da bu suretle kendilerine açılmış bulunacaktı. Ben bir kısım sıhhiye efradımla bu ani ve müthiş hücum karşısında çekilmeye imkân bulamadım.
Siperde vazife yaparken esir kaldım. Başımıza dikilen Senegalli, simsiyah yüzünden akan terlerle güneşin karşısında adeta bir bronz heykel gibi elinde satırı ile duruyordu. Mukabeleye imkân da yoktu. Çünkü düşman askerleri bizleri geride bırakmış, siperlerimizden atlamış, Kereviz Dereye inmeye başlamışlardı. Fakat kaç dakika geçti hatırlayamıyorum, müthiş bir /Allah Allah/ sesi kulaklarımızı yırttı. Başlarında Alay kumandanımızın himaye ettiği o, mütevazi ve dindar kahraman 1. Tabur Kumandanı Binbaşı Lütfi Bey, maneviyatı bozulmuş askerlerin başına geçmiş YETİŞ YA MUHAMMED KİTABINIZ ELDEN GİDİYOR diye naralarla askerleri heyecana getirerek ileri atılmış ve bu sefer arkasına takılan erlerimizle bizim siperlerimizi tekrar düşmandan istirdat etmişti. Bu gürültü arasında başımızda dikilen Senegalli de bizi bırakıp canını kurtarmaya uğraşan arkadaşları ile beraber kaçtı. Onları takip eden kahraman askerlerimiz kükremiş aslana benziyor, peşine düştükleri düşmanın sırtına süngüsünü taktiği gibi o koskoca vücutları fırlatıp atıyordu. Bu şehamet karşısında, ona mukavemet edecek bir kuvvet yoktu ve olamazdı.
Bu şekilde ilerleyen erlerimiz bizim siperleri istirdat ettiği gibi düşmanın da bir iki siperini zaptettiler. Nihayet düşmanın kesif mitralyöz ve makineli tüfek ateşi karşısında daha ilerlemeye imkân bulmayarak düşman siperlerine yerleşmişlerdi. Biz korkunç bir rüyadan uyanır gibi idik. Harp biraz mayna verdi. Geride Alay Kumandanının etrafında toplanan subaylar bu mütevazi kahramanın yarattığı mucize karşısında şükranlarını ifade edecek kelime ararken, Alay Kumandanımız /İşte, dedi. Görüyorsunuz ya himayemi çok gördüğünüz ve serzeniş ettiğiniz bu zatı ben bugün için tuttum/ diye ona olan itimat ve sevgisini izhar etti. Sonra haber aldım. Bu binbaşı Lütfi Bey, Çanakkale'den sonra İran'da girişilen bir çevirme hareketinde Kirmanşah'ta şehit olmuş, Allah rahmet eylesin.

ÇANAKKALE'DE ÇARPIŞAN SENEGALLİ ZENCİLER

Yakın siper muharebelerinden lâğım patlatıldığı yerde hasıl olan büyük çukuru iki Fransız subayının idare ettiği ve Senegalli zencilerden sureti mahsusada yetiştirilmiş 40-50 kişilik bir muharebe grubu ile işgal ettiler. Kahraman 55. Alayın yaptığı bir süngü hücumu ile gelenlerin kısmı azamı imha edildi. Sona kalanları esir alındı. Fakat Fransızlar bütün bu Alayın siperlerini kara torpilleriyle bombardıman ettiler. Yaralı olarak elimize esir düşen bir Fransız subayı, havadan tepemize doğru inen kara torpillerini gördükçe bunları icat eden Fransız mühendisini lanetle yad ediyordu. Çünkü her düştüğü yerde canlı adam bırakmıyordu. İleri hatlarda bulunan birliklerimiz o güne kadar düşman siperlerini tarassutla beraber havadan gelen bombaları da gözetlemek mecburiyetinde idiler. Ondan sonra da yeri dinlemek mecburiyetinde kaldılar. Yer altından gelen kazma sesleri ikinci lâğımın hangi siperlerimizin altında patlayacağını bize hissettiriyordu. Sağa sola kaydırmak suretiyle orayı muvakkat bir zaman için tahliye ediyorduk. Ve bu patlama esnasında gelen düşman erlerini evvelce aldığımız tertibatla, ağır makineli tüfek ateşiyle imha ediyorduk. Mukabeleten biz de Fransız siperleri altında patlatmak üzere lâğım kazmaya başladık. Günün birinde her iki tarafın lâğımları yer altında birleşti. Lâğım içerisinde el bombaları ve süngülerle kahraman erlerimiz Fransız erlerini imha ederek lâğım patlatma işine nihayet verdiler.
Bu suretle Çanakkale'deki Türk kahramanlığı dünya milletlerinin talimnamelerinde yakın siper muharebesi diye bir kısım açtırmaya sebep oldu.
Senegallüeri Bir Çanakkale Kahramanı Hasan Yolar'dan Dinleyelim:
Hasan Yolar, gözlerini kırpıştırarak Senegalli askerleri öyle bir anlatıyor ki hayran olmamak elde değil... Dinlerken zannediyorsunuz ki karşınızda bir Arap asker var. Palasını çekmiş ve başınıza dikilmiş...
"Bu kara herifleri tek korkutan şey Allah Allah sesleri idi" diyor Hasan Yolar. "Nasıl ve ne zaman ki Allah Allah sesleri duyulur bu zencilerden ortalıkta bir tane kalmazdı... Bilirlerdi süngümüzün tadını... İngilizler ve Fransızlar açıkgöz oldukları için hep Senegallüeri ön plâna sürer ve onları iyice harcadıktan sonra kendileri taarruza geçerdi... Onun için Senegalliler bilirdi bizim nasıl savaştığımızı..."
Hasan Yolar, Esat Ezerler ile birlikte bir gece 14 tane Senegalliyi esir alarak bizim siperlere getirmişler... Hepsi de korktuklarından ağlayıp, askerin süngüsünü göstererek ellerini gözlerine götürüyorlarmış...
Basında 2002/Senegal Dünya Kupası Maçı münasebetiyle Çanakkale Savaşları'na atıf yapılarak yanlış haberler çıktı. Yani Fransızların emrinde Çanakkale Savaşları'nda savaşan Senegalliler Hıristiyan zenci idi. Yonar'ın ifadesinden bu anlaşılıyor. Fransızlarla savaşa gelen Müslüman varsa onlar daha fazla Faslı, Cezayirli ve Tunuslu idi. Onları da ileriki siperlere sürmediler, geri hizmetlerde kullandılar. Belki ilk çarpışmalarda olabilir. 25 Nisan Kumkale Fransız çıkarmasında boynunda Kur'an-ı Kerim asılı ölmüş Tunuslu bir Yüzbaşı cesedi görülmüştü.


KEREVİZDERE'DE ÇARPIŞAN KAHRAMAN TÜRKLER
Mensup olduğum 14. Tümen, Çanakkale Cephesi'nin en tehlikeli yeri olan Kereviztepe mıntıkasında beş buçuk ay siper muharebesi yapmıştır. Üçü Alay Kumandanı olmak üzere subay ve erlerden % 75'ini şehit ve yaralı vermiştir.
Bir Fransız topçu zabitinin /Çanakkale'de Türklerle Süngü Süngüye / kitabından alınan ve
Abidin D AVER Bey'in tercüme ettiği şu parçada Fransız Subayı Kerevizdere'yi
şöyle anlatıyor:
"- Ölüm deresi! Senin tarihini kimler yazacak? Senin sarp yamaçlarında olup biten kanlı dövüşlerden geri dönen kahramanlar çok azdır. Burada tabiatın birbiri üstüne yığılmış karışıklığı ortasında kahramanlarla dövüştüler. Her karış toprak Fransa'dan gelen al kanla bol bol sulanmıştır. Korkunç ve beyhude Haçlılar Seferi, sen ne kadar asker yedin...?"
Eserin bir yerinde: "- Türkler iyi askerdirler; cesur ve kahraman askerler, onlar, ateş hattının bu ileri noktasında korkunç kara torpillerimize mukavemet ediyorlar. Bu torpillerin içinde elli kilo nitrat do potasyum vardır. Bu müthiş bombalar patladığı zaman toprak iki kilometrelik bir sahada zangır zangır titrer, alevler, dumanlar, taşlar bomba parçaları müthiş patlama ve yırtınma ile havaya doğru fırlar, toprak azgın bir volkana yer vermek ister gibi açılır ve kahraman Türkler bu cehenneme bile mukavemet etmişlerdir.
Bir kere Çanakkale Savaşları süresince yüce Türk milletinin gözü kulağı ve kalbi buradaydı. Oradaki askerin ise kendinden önce vatanı ve dini geliyordu.
Ölen ve yaşayan, kendinden bir parçaydı. Arkadaşının yarası, kendi yarası idi. Bunu ta kalbinde duyabiliyordu.
İşte bu kadar asil ve candan bir millet yenilmez. Bunun için Çanakkale'de, efsaneleri şaşırtan bir destan yazılmıştır.


MEHMETÇİĞİN FAZİLETİ VE ASALETİ
"Necmi Onur, Haydar Mehmet Algenar Beye, Mehmetçikler hakkındaki tahassüslerini sordum. İçini çekerek şöyle cevap verdi: "- Onlar bir hazinedir. Mehmetçikler, büyük hengâme içinde, savaşı adeta bir spor faaliyeti gibi telâkki ederlerdi. Birbirleriyle yarışmaya geçerek geceleri tâ sahillere kadar inerler, ya esir alır getirirler, yahut düşman subay ve erlerinin çadırlarına baskın yapıp eşya alırlar, bunları kendi komutanlarına getirilerdi.
Siperler bazı yerlerde o kadar yakındı ki, araları 6-7 m. düşman askerleri efradımızı kandırmak için çikolata, portakal atarlar, fakat bizimkiler ya bomba ile yahut süngü hücumu ile mukabele ederlerdi. Çoğu zaman gırtlak gırtlağa da dövüşürlerdi
" Haydar Mehmet Bey, Çanakkale Muharebelerinin sonuna doğru Suriye Cephesine tayin edilmiştir. Kendisi düşman kıtalarının çekildiklerini yolda iken haber almıştır. Sözlerini bitirirken şöyle diyordu: "- Sonraki neşriyattan şunu öğrendik ki düşman birlikleri arasında, harp idaresi bakımından, Türk ordusunda olduğu kadar asla bir anlayış ve tesanüt yoktur. Düşman komutanlarında tereddüt ve anlaşmazlıklar bulunuyordu."
Hüseyin Hüsnü Alçıtepe'ye de şunu sordum

- Bu kadar müthiş bir muharebe gören bir insan olarak üzerinizde en büyük tesir
bırakan hâdise nedir?"
Tereddütsüz cevap verdi:
- Mehmetçiğin savaşırken sükûneti ve cesareti; yaralandıktan sonra sesinin çıkmaması!. Süngü hücumunda olsun, düşmanın mermileri altında olsun, bir tek neferin ah!. Dediğini işitmedim. İşte buna hâlâ hayret ediyorum."
özellikle süngü hücumundaki Mehmetçiği;
"Kimse tasvir edemez. Onu ancak, orada görmek lâzımdır. Ben Mehmetçikleri, düşmanı önüne katarak kovalarken gören bahtiyarlardan biriyim. Mehmetçikteki bu kudreti iman, azim ve vatan sevgisinde, aile namusunu korumada aramalıdır."
Hülasa I. Cihan Harbi dört yıl sürdü. Çanakkale harekâtı ise 8.5 ay devam etti. Yüzünde ot kalmayan bu topraklarda savaşın her türlüsü denendi. Kıyı savunması, taarruz, savunma ve siper savaşları. Bu direnme ile Romenlerin savaşa girmesi gecikti. Sonunda bizim yanımızda savaşa girdi. En Önemlisi de Çarlık Rusya'ya silah ve diğer yardım yolları kapatıldı ve Rusya çöktü. "Tarihin en büyük şanını oranın şehidiyle gazisi aldı. Ne mutlu Çanakkale'de savaştım diyene...


Türk askerleri siperde


Arıburnu'nda Türk askerleri siperde


Çanakkale Şehitler Abidesi
 

923
0
0
Yorum Yaz